Yılın başında Bitcoin, makroekonomik belirsizlik ortamında her zamanki trendini sürdürerek faiz oranları, ABD doları ve risk iştahıyla birlikte dalgalanmalar gösterdi.
Ancak bu hafta piyasanın odağı "merkez bankalarının ne yapacağı"ndan "merkez bankalarının zorlanmadan karar alıp alamayacağı"na kaydı ve bunun temel tetikleyicisi Trump ile Federal Rezerv Başkanı Powell arasındaki çatışmanın tırmanması oldu.
Powell, Federal Rezerv binası yenileme projesiyle ilgili Kongre'deki ifadesi nedeniyle Adalet Bakanlığı büyük jürisi tarafından mahkeme celbi ve cezai suçlamalarla tehdit edildiğini iddia ediyor. Beyaz Saray ve Trump herhangi bir yanlışlık yapmadıklarını reddediyor, ancak piyasa riskleri yeniden değerlendirmeye başladı.
Piyasadaki ilk tepkide altın ons başına yaklaşık 4.600 dolarla rekor seviyeye yükseldi, dolar değer kaybetti, ABD hisse senedi vadeli işlemleri düştü ve Bitcoin önce yükseldi, ardından "itibar riskinden korunma" düşüncesiyle düştü.
Bu bağlantı, anlaşmazlığın siyasi bir gürültüden ibaret olmadığını, aksine esaslı bir ticaret mantığı meselesi olduğunu vurguluyor: piyasa ilk kez "Federal Rezerv'in bağımsızlığını" temel bir risk faktörü olarak listeledi.
Powell, yasal tehdidin, Federal Rezerv'in kamu yararına dayalı kararlar alma konusundaki ısrarının ve başkanın isteklerine körü körüne uymayı reddetmesinin bir sonucu olduğunu vurguladı. Bu çatışma, esasen ABD para politikasının kanıtlara mı yoksa yıldırmaya mı dayanması gerektiğinin bir testi niteliğindedir. Merkez bankası bağımsızlığı, uzun vadeli enflasyon beklentilerini istikrara kavuşturmak ve para fiyatlandırmasının siyasallaştırılmasını önlemek için kilit önem taşımaktadır.
Bitcoin, hem riskli bir varlık hem de kredi riskinden korunma aracı olma gibi ikili özelliklere sahip olması nedeniyle oldukça garip bir konumda bulunuyor. Kısa vadeli fiyat hareketleri, finansal araçlardaki (türevler, uyumlu ürünler) pozisyon dağılımından daha fazla etkileniyor, ancak altınla olan bu son korelasyon, yatırımcıların onu "politika kredisi riskinden korunma" varlık portföylerine dahil ettiklerini gösteriyor.
Trump ve Powell arasındaki çatışma, Bitcoin'i iki zıt kanal üzerinden etkileyecektir:
Öncelikle, likidite kanallarına ilişkin olarak, piyasa siyasi baskının faiz oranlarında daha erken bir indirime yol açacağını öngörürse, bunun sonucunda kısa vadeli getirilerde düşüş ve doların zayıflaması Bitcoin'e fayda sağlayacaktır.
İkinci olarak, güvenilirlik kanalı var. Eğer çatışma, Federal Rezerv'in siyasete boyun eğdiği bir sinyal olarak yorumlanırsa, bu bir güvenilirlik şokuna yol açacak ve uzun vadeli dolar varlık primini yukarı çekecektir. Bitcoin, riskli varlıkların satışıyla birlikte önce düşebilir, ardından geleneksel para sisteminin güvenilirliğine ilişkin endişeler nedeniyle anlatı odaklı talep görebilir.
Önümüzdeki dönemde dikkat edilmesi gereken iki önemli zaman dilimi var: Powell'ın siyasi baskıya ve politika yönlendirmesine vereceği yanıtın piyasa fiyatlandırmasını yeniden şekillendireceği 27-28 Ocak'taki FOMC toplantısı; ve piyasanın şimdiden "halefiyet risklerini" öngördüğü Powell'ın görev süresinin Mayıs 2026'da sona ermesi.
Ayrıca, spot Bitcoin ETF'lerinin amplifikasyon etkisi göz ardı edilemez. Kurumsal duyarlılığı fiyat hareketlerine dönüştürebilir ve oynaklık arttığında mekanik alım satımı tetikleyerek piyasa dalgalanmalarını artırabilirler.
Şu anki temel mesele, çatışmanın devam edip etmeyeceği değil, yatırımcıların bunu bir farsa mı yoksa ABD para gücünün yönetiminde yapısal bir değişiklik mi olarak gördüğüdür.
Kısa vadede Bitcoin'in faiz oranları ve likidite tarafından domine edilmesi muhtemeldir; piyasa Ocak ayındaki FOMC toplantısı ve faiz indirimlerinin gidişatı etrafında bir oyun oynar; yapısal özellikler sergilerse, riskten kaçınan satışlar ve "altına alternatif" olarak talep arasında dalgalanacaktır.
Makroekonomik tablo artık netleşmiş olabilir: Bitcoin artık sadece Fed'in kararlarına tepki vermiyor, aynı zamanda Fed'in bağımsız kararlar alma yeteneğine sahip olup olmadığına da yanıt vermeye başlıyor.
Tüm Yorumlar